Son dönemde Türkiye’de dijital platformlara yönelik alınan kararlar, özellikle genç nüfus üzerinde ciddi soru işaretleri yaratmaktadır. +18 içerik barındıran oyunlara erişimin sınırlandırılması ilk bakışta “koruyucu” bir adım gibi sunulsa da, uygulamanın geneline bakıldığında ortaya çıkan tablo oldukça düşündürücüdür.
Evet, yaş sınırlaması olan içeriklerin denetlenmesi ilkesel olarak anlaşılabilir ve hatta gerekli olabilir. Ancak sorun, bu yaklaşımın denge ve sürdürülebilirlikten uzak bir biçimde uygulanmasıdır. Bugün gelinen noktada mesele yalnızca +18 oyunlar değildir; mesele, gençlerin dijital dünyayla olan bağının sistematik biçimde koparılmasıdır.
Önce iletişim ve topluluk platformları hedef alındı. Özellikle oyuncular, yazılımcılar ve içerik üreticileri için bir merkez hâline gelmiş olan Discord’un erişime kapatılması, yalnızca bir uygulamanın yasaklanması değil; binlerce topluluğun, projenin ve sosyal ağın dağıtılması anlamına gelmiştir. Şimdi ise sıra oyun platformlarına ve içeriklere gelmiş gibi görünmektedir.
Burada sorulması gereken temel soru şudur:
Bu ülkedeki gençler ne yapsın isteniyor?
- Sosyal medyaya erişimleri sınırlı
- Topluluk kurabilecekleri platformlar yasaklı
- Oyunlar ve dijital içerikler sürekli tehdit altında
- Alternatif olarak sunulan somut bir dijital ekosistem yok
Dünyanın geri kalanında oyun sektörü; yazılım geliştirme, e-spor, yayıncılık, tasarım ve dijital girişimcilik gibi alanlarla gençlere üretim ve kariyer kapıları açarken, Türkiye’de gençler daha çok “ne yapmamalı” sorusuyla baş başa bırakılıyor.
Unutulmamalıdır ki yasaklar davranış değiştirmez, yalnızca yön değiştirir. Gençler üretmekten, öğrenmekten ve dünyayla rekabet etmekten koparıldığında ortaya çıkan sonuç; daha güvenli bir toplum değil, daha izole ve umutsuz bir nesil olur.
Eğer gerçekten amaç gençleri korumaksa:
- Eğitim odaklı dijital rehberlik sağlanmalı
- Yaş denetimi teknik ve şeffaf biçimde uygulanmalı
- Yerli alternatifler yalnızca isim olarak değil, kalite ve özgürlük olarak da sunulmalı
Aksi hâlde atılan her yeni yasak, Türkiye’yi bir adım daha “yasaklar ülkesi” algısına yaklaştıracak ve gençlerin geleceğe olan bağını zayıflatacaktır.
Gençleri korumak; onları kapatmak değil, doğru araçlarla güçlendirmektir.